Bütün eşyalarımı toplayıp evinden ayrılırken en sevdiği
kazağımı onda bıraktım. Sanki unutulmuş süsü verilen o kırmızı kazak…
Canı yansın, beni hatırlasın diye bırakılmış o kırmız
kazak...
Onun canını acıtması gereken kazak, en çok benim canımı
acıttı. Bunca senenin ardından hala kırmızı kazaklara karşı bir soğukluk var
içimde. Sevgili de ( eski olan) bile isteye unutulan aptal bir kırmızı kazaktı
işte. Ona anlamlar yüklemenin ne anlamı vardı ki… Aşkın rengiydi o kazak. Onsuz
geçirdiğim gecelerde ısınmak için giydiğim o kırmızı kazak hep o kokardı.
Şimdi ki aklım olsa o kazağı asla onda bırakmazdım. Onu en çok hatırlatan eşyamı
neden onun evinde bırakıştım ki? Şimdi gidip istesem ?!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder